Bugun...


Fatih AL

facebook-paylas
Dijital(e) dönüşmek veya dönüşememek!
Tarih: 14-01-2020 09:49:00 Güncelleme: 14-01-2020 09:51:00


Bundan tam 2500 yıl önce yaşamış olan bilge Konfüçyüs “zenginlik sahip olmakta değil, onu kullanmakta saklıdır” der ve şu an günümüzde yaşamış olduğumuz çoğu vakada ve uygulamalarda bu özlü sözü haklı çıkaran durumları görürüz. 

Son zamanlarda çok sık rastladığım ve şikâyetçi olduğum bir durum üzerine analiz etmek istedim. Katılım gösterdiğimiz çoğu etkinlikte sıklıkla duyduğumuz anahtar kelimeler; yıkıcı inovasyon, start-up, açık inovasyon, dijital dönüşüm, Endüstri 4.0 vb...

Ülkemizin teknolojik olan tüm etkinliklerde bu kavramların ön planda olması açıkçası beni çok heyecanlandırıyor. Fakat kulak misafiri olduğumuzda bahsedilen kavramların biraz trend konular olması sebebiyle asıl anlamlarından uzaklaştığını ve çoğunlukla da birbirine karıştırıldığına çoğu zaman şahit oldum. Bilgi konusunda ülke olarak gerçekten çok iyi olmakla birlikte temel kavramları özümseme konusunda açıkçası bir problem yaşadığımızı düşünüyorum. Ben son 1 yıldır, İstanbul Bilgi Üniversitesinde yaptığım MBA programından dolayı dijital dönüşüm, Endüstri 4.0, dijitalleşme vb. konularda detaylı okumalar ve kendisinden çok şey öğrendiğim Sn. Dr. Uğur Özmen’in Dijital Dönüşüm ve CRM derslerinden harmanladığım, kendi penceremden bir durum analizi yapmak istedim.

Dünyamız her geçen gün gelişiyor, tarihsel silsilede sanayi devrimleri gerçekleşti/gerçekleşiyor. Artık geleneksel şirket yapısına alternatif olarak verilerin önem kazandığı, iş yapış şekillerinin değiştiği, girişimcilik ekosisteminin büyümesi ile bambaşka bir dünya ile karşı karşıyayız. Uber, Facebook, Airbnb gibi platform teknolojiler ile ilgili klişe cümleler kurmayacağım fakat platformun önemini vurgulamakta gerçekten fayda var. Platform, müşteri deneyiminin kesintisiz ve sürtünmesiz olmasını sağlamak için stratejik iş birliklerinin aynı dijital ortamı paylaşmasıdır. Bu yapı müşterinin önemini, onun personalarına (aynı insanın farklı zamanlardaki beklentileri) göre hizmet etmeyi öngörür. Bu da paylaşım ekonomisi ve Product as a Service (PaaS) (ürünü hizmet haline getirme = mülksüzleşme) gibi farklı kavramları ortaya çıkartmıştır.

Dijitalleşme ile dijital dönüşümün en önemli farkı insandır, müşteri deneyimidir. Yani özetle dijital dönüşümün merkezinde insan vardır. Dönüşüm kültürü veya kavramını anlamadan dijitalleşenler; 1’incisi çoğunlukla mevcut olan süreçlerini dijitalleştiriyorlar (kağıtsız ortam, otomatik yanıt sistemi, risk skorlama vb.), 2’ncisi verileri de süreçlere entegre ediyorlar. (ERP, CRM, İş Analizi vb.) 3’üncüsü müşteriye sosyal medya hesapları, web sayfası, mobil uygulama gibi dijital yollardan ulaşmaya çalışılıyor. Burada yapılan en temel hata, veriler anlamlandırılmıyor, müşteri deneyimine değil de dijitalleşmeye yatırım yapılıyor. Bunun ile birlikte dijital dönüşümün sadece müşteri deneyimiyle sınırlı olmadığını, şirketlerin daha çevik, daha yenilikçi ve daha müşteri odaklı olması için yeniden düzenlendiğini de ifade etmekte fayda var.

Peter Drucker’ın çok sevdiğim ve her fırsatta kullandığım çok güzel bir sözü var. “Kültür, stratejiyi kahvaltıda yer.” Ben açıkçası bu sözün bizi yansıttığını ve bizim ülkenin tamamında, kültürümüzde paradigmaları kırmadan, detaylara hâkim olmadan, kendi kültürümüze uygun ve her temas noktamızla entegre olan stratejilerin işe yarayacağını düşünüyorum. Aslında bakıldığında, teknoloji ile insanın birlikte çalışabilmesi bile bir kültür, bir düşünce biçimidir. Biz dönüşüme hazır değilsek, dijital dönüşümü uygulamamız çok zor.

Dijital dünyada en önemli parametreler; içerik, ağ ve veridir. Bunlar bize dijitalliği, etkileşimi ve zaman-mekân sınırsızlığını sunar. Biz artık geleneksel iş yapış şeklimiz olan her soruna çözüm olarak sorunu anlamaya çalışmadan çözüm üreterek bir ürün önermek yerine, artık tasarımcı düşünme (desing thinking) ile her aşamada müşteri ve kullanıcı ihtiyaçlarını ele alıp incelememiz gerekiyor. Tim Brown’a göre; “Tasarımcı Düşünme, insanların ihtiyaç ve arzularını teknolojik olarak verimli ve stratejik açıdan sürdürülebilir bir şekilde karşılama yöntemidir”. Geleneksel şirketlerde var olan silolaşma kavramını getirdiği “her şeyi en iyi ben bilirim” kavramı artık günümüz dünyasında deneyim haritalarının çıkarıldığı bu yönde yapay zekâ uygulamalarının yazıldığı bambaşka bir dünya. Bu dönüşümü geçiremeyen yapıların üzülerek söylemek gerekirse yakın zamanda organizasyonel ölümleri gerçekleşecek.

Geleneksel yapılarda 4 çeşit blok var;

  • Scale of innovation (Yenilikçilik Kıstası)
  • Silolaşma
  • Time to Market (Pazara çıkış süresi)
  • Cost (Maliyet) [1]

Bu bloklar şu stratejiler ile yıkılabilir;

  • Yenilikçilik Kıstası è İnovasyon ekosistemi kurmalılar,
  • Silo è Birlikte çalışma ve birlikte geliştirme söz konusu değil. Bu anlayış yıkılmalı ve fonksiyonlar arası iş birliği sağlanmalıdır.
  • Pazara çıkış süresi è Şirketler agile olmalı ve MVP (Minumum Viable Product) odaklanmalı,
  • Maliyet è Müşteriyi, maliyet kaygısının önüne geçirmelidir.

Günümüzde başarılı şirketleri incelediğimizde, başarılı şirketler öncelikle her müşteri deneyimini (sadece geri bildirimleri ve şikayetleri değil, verileri de kullanarak öğreniyorlar. Bu sayede sadece geçmişi değil geleceği (müşterinin değişen davranışlarını ve trendlerini de) anlayarak, hizmetlerini bu doğrultuda geliştiriyorlar. Sonra bu deneyimin hangi aşamada ve hangi teknolojiler kullanılarak daha iyi ve pürüzsüz yapılacağına bakılıyor. Anahtar nokta, müşteri deneyimini tasarlayarak tüm sürecin sürtünmesiz ve akışkan bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak.

Dijital dönüşüm özetle, sürekli değişen ve gelişen dijital ekonomide müşterilere ve çalışanlara “yeni değerler” sunmak için teknoloji, iş modelleri ve süreçlerin yeniden düzenlemesidir diyebiliriz. Verilerin işlenip, anlamlandırılmadığı veya müşteri deneyiminin yani insanı göz ardı eden oluşumları kesinlikle dijital dönüşüm değildir.

 

[2]

  • Dijitizasyon; gelir arttırma odaklı bir yaklaşımdır.
  • Dijitalizasyon; maliyet azaltmaya yönelik bir yaklaşımdır.
  • Dijital dönüşüm ise; bir yandan maliyetleri azaltırken, aynı zamanda gelirleri de arttırmayı amaçlıyor. Müşteriyi, tedarikçileri, çalışanları ve diğer paydaşları dikkate alıyor.

Son olarak veriden bahsetmişken ve ülke gündemimiz ile de uygun olarak ben dijital dönüşümü sonuna kadar savunucu ve uygulayıcısı olan belediyelerimizin çok iyi hizmetler sunabileceğini düşünüyorum. Bunun bir çıta daha yükselterek, ülkemizdeki çok değerli erken aşama ve kuluçka aşamasındaki çok değerli girişimcilerimize datalarını açarak ve onların ekosisteminde yer alarak bu vizyon edinebilirse; dijital çalışmalar sadece PR malzemesi olarak kullanılmazsa gerçekten o ilgili belediye ve belediye şirketlerinin hizmetlerinin ne kadar değişeceğini, kültürümüzün dünya vizyonu ve entegrasyonu ile katma değere dönüşerek ülke ekonomimize nasıl katkı sağladığını hep birlikte umarım görebileceğiz.

Geleceğimiz, verileri nasıl elde ettiğimiz ve bunu insani ihtiyaçlar ve beklentiler için nasıl değer yaratacak şekilde kullandığımız ile ilgili olacaktır.

Önce kendimizi dönüştürebilmek ümidiyle…

 

Kaynak:

[1] www.ugurozmen.com

[2] www.uzaktancrmegitim.com





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HAVA DURUMU
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARŞİVİ
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YUKARI